hepiniz boksunuz. ben ise mükemmelim.

17 Aralık 2007 Pazartesi

devrim evrim nevrim

evrim teorisi insanoğlunun kendi bedeninin varoluşunu açıklamak için bulduğu en akla yatkın teori.

üstünde bu kadar çok tartışılmasının iki sebebi var. birincisi, ders kitapları ve aptallar arasındaki ilişki.

şu an öğrencilerimize okuttuğumuz ders kitapları, içilerindeki birbirinden gereksiz bilgileri öğrencilere dikte eder. bu süreçte öğrencinin herhangi bir şey düşünmesine gerek yoktur. kabul etmesi yeterlidir.

fakat bu kitaplarda bulunan az sayıdaki önemli bilgiyi anlamak için öğrencinin düşünmesi gerekir ve ne yazık ki düşünmek aptalların başarılı olduğu bir konu değildir.

evrim teorisi gibi, değil aptalların, aldığı eğitimle aptallığını büyük ölçüde bastırmış insanların bile kabul etmemek için onlarca neden yarattığı bir olgunun yükü altında boğulan aptal beyni, nefes almak için adeta çırpınır. bu çırpınışların kulağımızdaki yansıması aşağı yukarı şu şekildedir :

"benim atalarım maymun değil, senin ataların maymunsa, bilemem orasını !"

ben aptallarla tartışmadığım için bu tip bir çırpınışa kesinlikle cevap vermem. zaten bu çırpınışlara cevap vermek çok tehlikelidir. çünkü bu iddiaların sahibi kendi aptallığında boğulmaktadır ve bildiğiniz gibi boğulmakta olan bir insan can havli ile kendi kurtarıcısını da boğmaya çalışır.

peki evrim teorisi neden bu kadar aptal olmayan insanları da deliye çevirmektedir ? evrim teorisi doğru ise genlerimizde bir yerlerde onun gerçekliğini sonuna kadar hissetmemiz gerekmez mi ?

gerekir. ki zaten genlerimizde evrim teorisinin bir çok parçası hali hazırda yazılıdır. ama bunları hissetmek bedenimizin değil ruhumuzun erişebileceği bir bilinç düzeyidir.

işte bedenlerimizin bu günkü halini açıklayan evrim teorisinin en büyük eksikliği bu noktadadır. evrim teorisi ruhun beden ile olan ilişkisini hesaba katmamıştır.

o aptal olmayan insanları deliye çeviren, evrim teorisini çürütmek için onlarca sahte kanıt hazırlamaya iten budur. bu insanlar bedenleri ile evrimi kabul etmek isteseler de ruhları onları engeller.

çünkü ruh doyumsuzdur. az ile yetinmez. yenilgiyi hazmetmez. daha önceden bizzat tanrı tarafından, belirli bir amaç için ve tam olması gerektiği gibi yaratıldığını düşünürken, evrim teorisinin hiç yoktan gelip bu "yaratılış masalını" yıkmasını kabul edemez.

darwincilerin anlayamadığı budur. onlar önceden güçsüzleşmiş ruhlarını ve nispeten zayıf kibirlerini, kanıtlar ve mantık eşliğinde kolayca yenmiş ve bunu yenilgiyi her ruha tattırmak istemektedirler.

yani darwinciler, bedenleriyle ruhlara karşı savaşmaktadırlar. bu adeta bir zırhlı bir araca, tabancalarla ateş etmeye benzer. darwin ve evrim teorisi savunucuları bu ateşi ne kadar sürdürürlerse sürdürsünler hiç bir zaman ruhları yenemezler, zedeleyemezler.

neden ?

bütün bu yazı boyunca sizlerin neden bahsettiğimi anlamanız için "evrim teorisi" olarak bahsetmek zorunda kaldığım olgu, aslında ne bir teoridir, ne de bilimsel kanıtlar ile kanıtlanabilir.

insan başkasının sözleriyle ve en kesin kanıtlarıyla dahi aşık olduğu sevgilisinin onu sevmediğine inanır mı ? tek başına kanıt, aşk ve kibire karşı koyabilir mi ?

işte bu yüzden kabul edilmesi gereken evrim teorisi değil, ruhun yaratıcı karşısındaki acizliği ve barındığı bedenin sıradanlığıdır.

bu bilince ulaşmanızdan sonra evrim herhangi bir kanıta ihtiyaç duymadan, genlerinizde kazılı, sizleri bekliyor olacak.

1 boktan yorum:

meloni dedi ki...

Süper...Düşünme yetinize sağlık...

"sayfanın sonuna geldiniz. şimdi lütfen kabul edin : boksunuz."